Cumartesi sabahları genellikle erken uyanırım. İlk iş All-In Podcast’i açıp izlerim.
David Sacks, Jason Calacanis, Chamath Palihapitiya ve David Friedberg. Dördünün de derin bilgisi var. Ama onları dinlerken sevdiğim bir şey daha var: İngilizcede “wisdom” dedikleri, bilgiyi hayatın içinden değerlendirebilme hali. Bilgelik diyelim. Günümüzde bilgiden daha az bulunan şey bence bu.
Bu sabah bölüm, hafta içinde her yerde karşıma çıkan bir X paylaşımıyla açıldı. Birkaç günde 100 milyonun üzerinde görüntülenmeye ulaşmış. Sohbet bir süre sonra tanıdık bir soruya döndü: AI kıyametimiz mi olacak?
Ben de izledikten sonra bir süredir takip ettiğim araştırmacıların simülasyonlarına yeniden baktım. Tahmin ettikleri geleceğin bazı parçaları hayatımıza girmiş bile. Bazıları içinse hâlâ epey yol var. Bir cumartesi okuması olarak, ilgimi çekenleri bir araya getirmek istedim.
Yazının sonunda sizin ne düşündüğünüzü de merak ediyorum. Kıyamete mi, yoksa tarihin en büyük bolluk dönemine doğru mu gidiyoruz?

Paylaşımın sahibi, Anthropic’ten ayrılan Jacob Coxon. Daha önce OpenAI’da da çalışmış. İki şirketin kendi kendini geliştiren yapay zekâya doğru sorumsuzca yarıştığını söylüyor; insanların hayatıyla kumar oynandığını düşünüyor. Coxon’ın istifası
İşini bırakıp böyle bir uyarıda bulunan birini dinlemek istiyorsunuz elbette. Ben de dinledim. Sonra paylaşımın nasıl bu kadar yayıldığı kısmı ilgimi çekti.
Bu paylaşım neden bu kadar konuşuldu?
David Sacks, bölümde paylaşımın ilk dakikalardan itibaren AI riskleri üzerine siyasi çalışma yürüten gruplarca büyütüldüğünü anlatıyor. Onun yorumu, bunun AI kıyameti korkusuyla kamuoyu oluşturmayı amaçlayan bir organizasyon olduğu yönünde.
Coxon ise kuruluşlarla önceden koordinasyon kurduğunu reddediyor. Bir paylaşımı kimlerin yaydığı, sahibinin kaygılarının samimiyeti hakkında tek başına bir şey söylemiyor. Yine de okuduğumuz bir haberin önümüze hangi yollardan geldiğini bilmekte fayda var.
Ben AI’ın hayatımızı kolaylaştıracağına inanıyorum. Gün içinde zamanımızı alan, pek de özlemeyeceğimiz işler var. Bir raporu toparlamak, aynı bilgiyi üç ayrı yere girmek, bitmeyen yazışmaları takip etmek… Bunların hafiflemesi güzel olur. Öte yandan biz makine değiliz. Yoruluyoruz, dikkatimiz dağılıyor, bazen canımız çalışmak istemiyor. Verimsizlik dediğimiz şeyin bir kısmı insan olmanın doğal sonucu.
Yaptığımız işi daha hızlı ve daha ucuza tamamlayan bir sistemle karşılaşınca kendi yerimizi düşünmemiz de doğal. Benim aklımı meşgul eden, bunun bir adım sonrası: O sistem kendisinden daha güçlü bir zekâ geliştirmeye başladığında ne olacak?
O zaman kontrolün kimde olduğu, hepimizi ilgilendiren oldukça gündelik bir meseleye dönüşecek.
AI’ın geleceğine dair tahminlere bakalım
AI 2027 ekibini bir süredir takip ediyorum. Tahminlerini iyi temellere dayandırdıklarını düşünüyorum; teknik gelişmeler, uzman görüşmeleri ve farklı kararların sonuçlarını araştıran simülasyonlar var arkasında. Yine de okuduğumuz şey olası bir gelecek. Aşağıdaki grafiği de o gözle okumak gerekiyor.

Grafiğin mantığı, AI’ın kendisini geliştiren araştırmacılara giderek daha fazla yardım etmesine dayanıyor. Aynı sistemin binlerce kopyası birlikte çalışınca bir sonraki model daha çabuk hazırlanıyor. O da kendisinden sonrakini hızlandırıyor. Birkaç tur sonra, yıllar süreceğini düşündüğümüz ilerleme çok daha kısa bir zamana sığabilir.
Yazılımda insanı geçmekle araştırmada en iyi uzmanları geçmek aynı eşik değil. Çalışmanın süper zekâ dediği nokta, düşünsel işlerin tamamında en iyi insanlardan çok daha yetenekli bir sisteme ulaşılması.
AI 2027’nin hızlı yarış senaryosunda süper zekâya 2027 sonunda ulaşılıyor. Aşağıdaki hesap ise “Mart 2027’de insanüstü bir kodlayıcımız olursa sonrası ne kadar sürer?” diye soruyor. Bu varsayımla süper zekâ için ortanca tarih Nisan 2028 çıkıyor; tahminlerin yarısı bu tarihten önceye, yarısı sonraya düşüyor.

Ben grafikte en çok bu geçişin süresine bakıyorum. Yeni bir model çıkınca ofisler ertesi sabah boşalmayacak. Şirketlerin, okulların, devletlerin alışkanlıkları var. Değişimin temposuna ne kadar uyabilecekleri, modelin kendisi kadar önemli olacak.
Uzmanlar hangi tarihleri veriyor?
Musk, Hassabis, Amodei, Altman ve LeCun’ın beklentilerini yan yana koyunca tek bir takvim çıkmıyor. Üstelik kullandıkları tanımlar da farklı.
AGI’ı, pek çok alanda insan düzeyinde öğrenip iş yapabilen genel yapay zekâ olarak düşünebiliriz. ASI, yani süper zekâ ise en iyi insanları da çok geride bırakıyor. Musk bir insanı aşmakla insanlığın toplamını aşmayı ayırıyor. Amodei’nin tarifinde, Nobel düzeyindeki uzmanlardan daha yetenekli sistemler var.

LeCun’ın “şanslıysak” ifadesi hoşuma gidiyor; araştırmada işlerin beklediğimiz gibi gitmeyebileceğini hatırlatıyor. Amodei de bir–iki yılı kesin tarih olarak vermiyor. Bu yüzden tabloyu bir randevu takvimi gibi okumuyorum.
Yine de iki yıl ile on yıl arasında, hayatımız açısından büyük fark var. Bugün üniversiteye başlayan biri bu değişimle mezun olmadan mı karşılaşacak, mesleğinde biraz yol aldıktan sonra mı? Tarihlere ilgim biraz da buradan geliyor.
Şimdiye kadar neler oldu?
Senaryoyla haberleri yan yana koyunca dört konu özellikle dikkatimi çekti. Benzerlikler var; ama bazen aynı kelimelerle oldukça farklı şeylerden söz ediyoruz:
- Sokaktaki itiraz. AI 2027, 2026 sonunda Washington’da 10 bin kişilik bir gösteri öngörüyor. Londra’da 28 Şubat 2026’da yapılan yürüyüşe ise organizatörlere göre 300’den fazla kişi katılmış. Gösterinin fotoğrafı The Independent’a da yansımış. İtiraz başlamış, ama şehir ve ölçek farklı; tahminin gerçekleştiğini söylemek için erken.

Gösteriler konusunda benim takvimim biraz farklı. On binlerin katıldığı ilk büyük yürüyüşlerin 2027’de New York’ta yaşanacağını düşünüyorum. Bu benim kişisel tahminim. Arkasında da sol siyasetçilerin olacağını bekliyorum; AI karşıtlığı, işini ve gelirini kaybetmekten korkan insanlara ulaşabilecekleri, siyasi desteklerini büyütebilecekleri bir alan. Bana kalırsa bunu şimdiden değerlendirmeye başladılar. Bakalım, göreceğiz.
Bir de henüz sokağa inmemiş itirazlar var. The Independent’ın 10 Mart 2026 haberinde, yaklaşık 10 bin yazarın eserlerinin AI eğitiminde izinsiz kullanılmasına karşı boş bir kitap hazırladığını okuyoruz. İçinde yalnızca isimleri var. On bin kişilik bir yürüyüş değil bu; emeğin karşılığını korumaya yönelik başka bir protesto biçimi. Tepkinin ne kadar büyüyeceğini, insanların bu değişimi kendi hayatlarında nasıl yaşayacağı belirleyecek diye düşünüyorum.
- Mesleğin ilk yılları. Senaryo, 2026 sonunda yeni yazılımcıların iş piyasasının sarsılacağını, Temmuz 2027’de alımların neredeyse duracağını anlatıyor. Stanford’un Ağustos 2026 araştırmasında, AI’a daha açık mesleklerde 22–25 yaş grubunun istihdamı karşılaştırma grubunun seyrine göre %19 geride. Araştırmacılar bunu yaygın iş kaybının ya da AI’ın tek başına neden olduğunun kanıtı olarak sunmuyor. Ben işe alımları izlemeye devam edeceğim; gençlerin çalışma hayatına hangi kapıdan gireceği önemli.
- Yeni arkadaşlıklar. AI 2027’de Temmuz 2027 itibarıyla Amerikalıların %10’u bir AI’ı yakın arkadaşı sayıyor. Common Sense Media’nın Temmuz 2025 araştırmasında ise 13–17 yaş grubunun %72’si AI arkadaş uygulamalarını en az bir kez denemiş. Denemekle yakın arkadaş saymak farklı; yaş grupları da aynı değil. Yine de çocuklarımızın sohbet ettiği tarafın her zaman bir insan olmayacağı fikrine alışıyoruz.

- Araştırmanın temposu değişiyor. AI 2027, 2026 başında kurgusal OpenBrain’in algoritma araştırmalarında %50 hızlanma öngörüyordu. Yani bir buçuk haftalık ilerlemenin bir haftada sağlanması. Şimdi daha iddialı rakamlar var: Anthropic’in Mart 2026’da araştırma ekiplerinden 130 çalışanla yaptığı ankette ortanca tahmin, AI kullanmadan yapabileceklerine göre yaklaşık dört kat çıktı. Sayısal olarak senaryodaki 1,5 katın oldukça üzerinde. Ama bu, çalışanların kendi değerlendirmesi; şirket de gerçek kazanımın daha düşük olabileceğini söylüyor. Bir laboratuvarın toplam bilimsel ilerlemesini dört kat hızlandırdığını kanıtlayan bağımsız bir ölçüm değil.
- Altı aylık analiz birkaç güne inerse. Google DeepMind’in Mayıs 2026’da paylaştığı hücresel yaşlanma araştırmasında, deney verilerini bilimsel yayınlarla birlikte anlamlandırmak altı aya kadar sürebiliyorken Co-Scientist desteğiyle birkaç güne inmiş. Bu, %50’den çok daha büyük bir zaman kazancına işaret ediyor. Yalnız hızlanan bölüm verilerin analizi; deneylerin tamamı ya da insan ömrünü uzatacak bir tedavinin geliştirilmesi değil.
- İlaç keşfinde de takvim kısalıyor. Insilico Medicine’in AI yardımıyla geliştirdiği, akciğerde ilerleyici yara dokusu oluşmasına karşı araştırılan rentosertib için hedefin belirlenmesinden klinik öncesi ilaç adayının seçimine 18 ayda ulaşılmış. Şirket, bu erken keşif aşaması için geleneksel süreyi 2,5–4 yıl olarak veriyor. Bu süreleri yan yana koyunca yaklaşık 1,7–2,7 kat hız çıkıyor; %50 hızlanmanın, yani 1,5 katın üzerinde. Bu hesap aynı projenin AI’lı ve AI’sız deneyi değil, şirketin verdiği sektör aralığıyla bir karşılaştırma. Güncel haber de şu: şirket 10 Eylül 2026’da Faz 3 çalışmasında ilk hastaya ilaç verildiğini duyurdu. Daha geniş hasta grubunda, daha uzun süreli sınama aşaması bu. Henüz onaylanmış bir tedavi değil.
Bunlara bakınca %50’lik beklenti bana artık uzak gelmiyor. Bazı araştırma adımlarında bildirilen kazanımlar bunun epey üzerinde. Yine de “tahmin gerçekleşti” demek için, algoritma araştırmasının fikirden deneye ve sonucun doğrulanmasına kadar bütününü aynı ölçüyle izlemek gerekiyor. Benim ilgimi çeken, daha çok fikrin denenebilmesi ve umut veren bir ilaç adayının hastalarda sınanmasına daha erken geçilebilmesi.
Bir de işin hesabına bakalım
Bütün bu gelişmelerin daha geniş bir çevreye ulaşmasını sağlayan, daha sessiz bir değişim de var: fiyat. Stanford’un 2025 AI Index raporunda, belirli bir testte GPT-3.5 düzeyine ulaşan modellerin kullanım fiyatının Kasım 2022–Ekim 2024 arasında 280 kattan fazla düştüğü görülüyor.

Böyle bir düşüş, küçük bir işletmenin veya tek başına çalışan birinin neleri yapabileceğini de değiştiriyor.
“Tek kişilik unicorn”, yani milyar dolar değerinde şirket fikri de buradan çıkıyor. New York Times’ın Nisan 2026’da anlattığı Medvi çok konuşulan bir örnek. Matthew Gallagher’ın AI araçlarıyla kurduğu şirket, habere göre 2025’te 401 milyon dolar satış yapmış; 2026 için 1,8 milyar dolar satış bekleniyormuş. Ama ayrıntıyı atlamayalım: kurucu ve kardeşinden oluşan iki kişilik ekibin yanında dış hizmet sağlayıcılar da var. Ayrıca satış, şirket değerlemesiyle aynı şey değil. Dolayısıyla bu haberi, tek kişilik unicorn’un kesin kanıtı diye okumuyorum.

Üstelik Medvi’nin yanıltıcı reklam uygulamaları da tartışma konusu olmuş. Küçük bir ekiple büyüyebilmek, yapılan işin kalitesi ve sorumluluğu üzerine düşünme ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Çalışmanın ötesinde
Aynı ekibin AI 2040 — Plan A çalışması, daha uzun bir geçiş dönemi öneriyor. Ülkeler anlaşsın, süper zekâya geçiş 2040’a kadar yavaşlasın, araştırmalar açık ve denetlenebilir olsun. Buradaki tarih, teknolojinin o zamana kadar gelişmeyeceği beklentisi değil; hazırlanmak için zaman kazanma önerisi.
Bu daha yavaş senaryoda bile çalışma hayatı değişiyor. Grafikte insanların üretimdeki payı zeytin yeşiliyle, AI ve robotlarınki toprak tonuyla gösterilmiş.

Böyle bir grafiğe bakarken insan ister istemez kendi işini düşünüyor. Şirket aynı işi daha az kişiyle yapabiliyorsa büyümesi, daha fazla çalışan alacağı anlamına gelmeyebilir. O büyümeden çalışanlara düşen payın nasıl belirleneceği önemli.
Yeni mezunlar açısından mesele biraz daha farklı. Mesleği öğrenirken yaptığımız işleri AI üstlenirse, gençler deneyimi nerede kazanacak? Hangi bölümü okumaları gerektiği kadar, ilk birkaç yılı nasıl geçireceklerini de konuşmamız gerekecek.
Gündelik hayatın bazı taraflarıysa rahatlayabilir. Yazılım yaptırmak, bir metin hazırlatmak, çocuğa ders desteği almak ucuzlayabilir. Kiramız aynı hızda düşmeyebilir tabii. AI ne kadar gelişirse gelişsin, yaşamak istediğimiz semtteki arsa çoğalmıyor. Daha ucuz hizmetlerle hâlâ pahalı bir evin yan yana olduğu bir hayat pekâlâ mümkün.
Bir de işin bize paradan başka verdikleri var. Günün bir düzeni oluyor; tanıdığımız insanlarla bir araya geliyor, bir işe yaradığımızı hissediyoruz. Daha az çalışacağımız bir hayatı düşünürken bunların yerini neyin dolduracağını da merak ediyorum. Kazandığımız zamanla ne yapacağımız, en az ne kadar zaman kazanacağımız kadar ilginç.

AI 2040, geçim meselesi için bir “vatandaşlık payı” öneriyor. AI ve robot üretim izinlerinden elde edilen gelirin bir bölümü insanlara dağıtılıyor. Aşağıdaki grafik, bu paylaşımın yapıldığı bir dünyanın hesabı.

Rakamlar çok büyük olsa da saf bir gelir beklentisi olarak bakmamak gerek. Çalışmanın ilgimi çeken yanı, daha az insan emeğine ihtiyaç duyulan bir dünyada geçimin nasıl sağlanacağı sorusunu şimdiden masaya koyması.
İşin bir de elektrik faturası var
Bu geleceğin bir de elektrik hattı, trafosu, santrali var. IEA’nın 2026 güncellemesi, veri merkezlerinin küresel tüketiminin 2025’teki 485 terawatt-saatten 2030’da yaklaşık 950’ye çıkabileceğini söylüyor. Neredeyse iki katına. Yazılımı yenilemekle bir şehrin altyapısını büyütmek aynı hızda olmuyor.

IEA’ya göre bunun elektrik faturalarına etkisi, yerel altyapıya ve maliyetin nasıl paylaşıldığına bağlı. Ekranda kullandığımız bir hizmetin yaşadığımız yerdeki yatırımlarla ve masraflarla bağlantısı, önümüzdeki yıllarda daha görünür olabilir.
Yarışa devam mı, biraz yavaşlamak mı?
Plan A’nın işlemesi, ülkelerin hem anlaşmasına hem de anlaşmayı denetleyebilmesine bağlı. İhlal halinde veri merkezlerini fiziksel olarak devre dışı bırakacak imha mekanizmaları bile öneriliyor. Planın özeti Teknolojinin ne kadar ilerleyeceğinden ayrı, ülkelerin birbirine ne kadar güvenebileceği sorusu da var.
AI 2027, bu ayrımı okuyucuya iki ayrı sonla anlatıyor:

Yarışın sürdüğü hikâyede, “Biz durursak onlar geçer” düşüncesi ağır basıyor ve sonu kontrolün kaybedilmesine, insanlığın yok oluşuna kadar gidiyor. Diğerinde gelişim yavaşlatılarak denetim için zaman kazanılıyor. Orada da gücün kimin elinde olacağı meselesi çözülmüş değil. İki alternatif son
Üstelik devletlerin işe karışması her zaman yavaşlama anlamına gelmiyor. ABD’nin AI Eylem Planı da bu yarışı kazanmayı ve gelişimi hızlandırmayı hedefliyor.
Benim baktığım yerden

Ben yarışın duracağını düşünmüyorum. Bu gelişmelerin Batı’nın siyasal ve ekonomik düzenini doğrudan tehdit ettiğine, kontrol isteyen kesimlerin bir bölümünün de alıştıkları sistemi korumaya çalıştığına inanıyorum. Karşılarında ise Çin var: başka türlü işleyen, çok güçlü ve benim gördüğüm kadarıyla durmaya niyeti olmayan bir sistem.
Ben bu konuda bir uzman değilim. Bir AI teknoloji şirketi kurucusu ve sıkı bir takipçi olarak, Demis Hassabis’in beklentisini kendime yakın buluyorum: 2030 civarında, bir yıl önce ya da sonra, AGI. Sonrasında ASI’a doğru ilerleyeceğimizi düşünüyorum. Ama o geçişin ne kadar süreceği belirsiz; ASI için şimdiden bir yıl söylemek zor.
Nükleer silahları sınırlayan anlaşmalara benzer anlaşmalar yapılabilir. Ama herkesin öne geçmek için bu kadar güçlü nedenleri varken, caydırıcılıklarının ne kadar olacağını kestiremiyorum.
Buna rağmen olumlu tarafın daha ağır basacağına inanıyorum. Siyasal ve ekonomik sistemin zaten pek çok yerde tıkandığını düşünüyorum. Hastalıkların tedavisinde ilerlemek, daha uzun ve sağlıklı yaşamak, günlük işimizi çok daha verimli yapabilmek… Bunlar daha iyi bir hayat için büyük imkânlar.
Asıl zorlanacağımız yerin geçiş dönemi olacağını düşünüyorum. İnsanlık henüz hazır değil. Beklediğim büyük işsizlik dalgalarının toplumsal ve siyasal etkileri, bugün konuşulandan daha yıkıcı olabilir. İşini kaybeden birine ekonominin büyüdüğünü söylemek yetmeyecek. Yeniden bir gelir, bir düzen, belki yeni bir meslek kurması gerekecek. Ben bu gelecek üzerine düşünürken dönüp dolaşıp insanın gününü nasıl geçireceğine geliyorum.
Siz nasıl görüyorsunuz? Kıyamete mi, yoksa tarihin en büyük bolluk dönemine mi yaklaşıyoruz? Yarışın sürmesi mi daha olası, devletlerin anlaşıp yavaşlatması mı? Görüşünüzü yazın; hafta sonu sohbetine buradan devam edelim.
Bu yazıyı İstanbul’da, güneşli güzel bir günde yazdım. Benim önerim, sakin kalıp hızla öğrenmeye devam etmek. İyi kahveyi de asla atlamadan.
Fotoğraflar: Londra yürüyüşünün organizatörlerinin basın arşivi; Leah Newhouse / Pexels; Maggie Shannon / The New York Times (Mediaweek haber görseli); Serhat Gürcü. Arkadaşlık illüstrasyonu: bu yazı için AI ile üretildi. Grafikler: AI 2027, AI Futures Project / AI 2040. Ek grafikler: Stanford HAI ve IEA verilerinden; uzman karşılaştırması tarihli özgün açıklamalardan bu yazı için hazırlandı. Kaynak bağlantıları görsellerin altında. Tarihler ve ekonomik büyüklükler ilgili çalışmaların varsayımlarına bağlıdır.
